Ormanın derinliklerinde yaprakların hışırtısı arasında şu minicik desi çekici hatun elimi tutup ağaçların arasına çekti, gözleri parlayarak “burada kimse yok, hadi aşkım” diye fısıldadı. Daralan şortunu sıyırıp o pürüzsüz esmer kalçalarını ortaya çıkardı, sırtını bir tane ağaca yaslayıp bacaklarını belime doladı. Pantolonumu indirince şişkin yarrağımı eline aldı, temkinli tadını çıkararak okşayıp “içime sok, ormanda seni hissetmek istiyorum” dedi. Tek hamlede amına gömdüm, her darbede yapraklar sallanıyor, inlemeleri kuş seslerine karışıyordu. Memelerini avuçlayıp dik memeler uçlarını ısırdım, o da kalçalarını ileri geri kıvırıp ritmi tutturdu. Ter içerisinde suları yere damlarken “Daha fazla yoğun horoz aşkım, desi aşkımız bu olsun” diye haykırdı. Titreyerek Boşalmak olurken titreyip kollarıma yığıldı, ben de içini sıcak sıcak doldurdum. Ormanın ortasında geçen şu vahşi sevişme bizi birbirimize daha çok bağladı, artık her kaçışımızda ormana dönüyoruz.