O gri saçlı Alman nine evin arka odasında perdeleri çekmiş, eski tarihli koltuğa yayılmış halde geceliğini omuzlarından sıyırıyor. Sarkık memeleri ağır ağır sallanırken titrek elleriyle kendi göğüs uçlarını sıkıyor, yılların verdiği gevşeklik onu durdurmuyor. Kapı çalınca içeri giren genç komşu çocuğunu görünce sırıtıyor, “gel bakalım evladım, nineye biraz heyecan lazım” diye mırıldanıyor. Çocuk pantolonunu indirince nine diz çöküp dolgun yarrağı avuçluyor, dişsiz ağzıyla yavaş usulca emmeye başlıyor, salyalar sarkık memelerine damlıyor. Daha sonra koltuğa sırtüstü uzanıp bacaklarını iyice açıyor, kıllı amı sulu sulu parlıyor. Genç üstüne çıkıp tek hamlede gömüyor, her vuruşta nine “ahh evet piç, o yaşlı beden hala yanıyor” diye inliyor, sarkık kalçaları dalgalanıyor. Ter dahilinde ritmi tutturup kalçalarını kaldırıyor, titreyerek boşalmak olurken suları koltuğa akıtıyor. Çocuk da içini doldurup çekilince nine nefes nefese gülerek “yarın yine gel, nine daha da oldukça ister” diye fısıldıyor. Şu evdeki fark edilmeden buluşma onu yeniden hayata döndürmüştü.